Hırvatistan’dan bakış: Göçmenler, gelenler, gidenler…

Hırvatistan’dan Rusya’ya… Türkiye’den Ukrayna’ya… Dünyada sonu gelmez bir “göç dalgası” esiyor. Sözünü ettiğim Suriye ya da Afganistan’dan, savaş bölgelerinden canını kurtarmak için kaçan kitleler değil. Kendi vatanlarında umdukları “mutlu hayatı”

Zagreb’den bir “sanat elçisi” geçti: Gülsin Onay

Suat TAŞPINAR, Dünya gazetesinde yazdı: Düşünün; dünya çapında bir sanatçısınız. Yeryüzünde konser vermediğiniz memleket pek az. Takviminiz aylar öncesinden belli. Ama gözden uzak bir memlekete bir vesile yolunuz düşeceği vakit telefona

Hırvatlar da daha iyi bir hayatın peşinde…

Daha iyi hayat arayışının sonu yok, sınırı yok, milliyeti yok: Suriyeliler can havliyle iç savaştan kaçıp Türkiye’ye, Batı’ya sığınıyor… Türkiye’de gidişattan memnun olmayan pek çok insan “yeni hayat” umuduyla Batı’ya

Diren Zagreb! “Kahraman” kafe “süper” Starbucks’a karşı

Dünyada kahve tüketiminin bu kadar yüksek olup da Starbucks’ın hala girmediği, daha doğrusu giremediği nadir memleketlerden biri Hırvatistan. Çünkü “gelenek”, boyun eğmeksizin “küresel istila”ya direniyor. “Her yerde şubemiz vardır” standart-fabrikasyon

Yabancı dil öğretmenin en kolay yolunu Hırvatlar bulmuş!

SUAT TAŞPINAR, Dünya Gazetesi’ndeki köşesinde yazdı: Herkes İngilizce konuşuyor… Pazarda domates satan adam “çat-pat”, kafedeki garson ya da taksi şoförü “çatır çatır”, devlet dairesinde yabancılarla muhatap olan sıradan bir memur