REHBER

Hırvatistan’da ev alana oturma izni dilemması

“Eğer senin dediğin mümkün olsa, sadece benim yakın çevremden belki de yüzlerce kişi ev satın alırdı Hırvatistan’da…” diyor arkadaşım. Uzun yıllardır Hırvatistan’da yaşıyor. Türklerin ilk sorusu buymuş. Mevzu, gayrı menkul satın alma karşılığı daimi oturma izni. Son dönemde en çok Yunanistan vesilesi ile gündeme gelen konu. Ama Hırvatlar bu konuda çok katı. Sebepleri de belki “anlaşılabilir kaygılar”…

Biliyorsunuz Yunanistan, en az 250 bin euro değerinde ev satın alan yabancılara “altın vize” denen bir statü veriyor. Anında hem kendiniz, hem de aile fertleriniz 5 yıllık oturma izni alıyorsunuz. Böylece AB kapılarını da açmış oluyorsunuz.

Son dönemde bu ve benzer uygulamalar, ekonomileri belini doğrultamayan pek çok AB ülkesi için “gelir kaynağı” oldu. Meblağ, ülkeye göre değişiyor. Mesela Portekiz’de 500 bin, Güney Kıbrıs’ta 300 bin euroluk mülk almanız gerekiyor. Bazı Baltı ülkelerinde 150 bin euroya kadar düşüyor. 950 bin euroyu gözden çıkarabilecek kadar enseniz kalınsa, Malta anında vatandaşlık bile veriyor!

İşte bu ortamda, muhteşem Adriyatik kıyıları dillere destan Hırvatistan da, potansiyel bir ülke olarak her daim gündemde. Üstelik emlak fiyatları da “makul” görünüyor. 2008 krizinde bugüne fiyatlarda yüzde 25’e yakın düşüş var. Her ne kadar geçen yıl biraz kıpırdansa da, örneğin gözde şehirlerde m2 daire fiyatı 1500-2 bin euroyu zor geçiyor. Müstakil evlere, villalara gelince m2 fiyatı daha da düşüyor.

Avrupa’nın stratejik olarak en elverişli yerlerinden biri Hırvatistan. Başkent Zagreb İtalya, Avusturya, Macaristan, hatta Almanya arabayla “birkaç saatlik” mesafede. Yaşam maliyeti düşük, kalitesi yüksek sayılır. Sonuçta bir AB ülkesi. Eh, deniziyle, doğasıyla son yılların parlayan yıldız destinasyonu. Bu şartlarda cazip olması normal.

Ama Hırvatlar bu konuda hayli tutucu. Her ne kadar ekonomik sıkıntılar had safhada olsa da, emlak karşılığı oturma iznini, pek çok AB üyesinin yaptığı gibi “haraç mezat” satmıyorlar. Kaç paralık olursa olsun, ev almak yabancılara otomatikman oturma izni vermiyor. En fazla uzun süreli vize sağlıyor. Üstelik çoğu kez emlak sahibi olmak için bir şirket kurmak, onun üzerinden satın almak gerekiyor. Bireysel satın alma da mümkün ama, izin-onay gerektiren uzun bir bürokratik sürece dönüşebiliyor.

Piyasada talep varken, memleket ekonomisi de kaynak sıkıntısı yaşarken Hırvatlar neden diğer AB ülkelerinin yolundan gitmiyorlar?

Buna iki farklı izahat getirmek mümkün. Öncelikle burada “Balkan faktörü” öne çıkıyor. Yugoslavya’nın dağılmasının ardından yaşanan savaş, dökülen kanlar, gözyaşları, Sırp saldırganlığı unutulacak gibi değil. Şu günlerde bağımsızlığının 26’ıncı yılını kutlayan Hırvatlar, ülkelerinin üzerine titriyor. “Altın vize” benzeri bir uygulamanın, özellikle Balkanların sorunlu bölgelerinden “etnik göçü” tetiklemesinden kaygılanıyor. O yüzden biraz da “Yoksul olsun, ama memleket bizim olsun” anlayışı öne çıkıyor.

Bir diğer faktör ise, Hırvatistan’ın ekonomik gelişmesinin önündeki en büyük engel sayılan meşhur bürokrasi. Konuya bu pencereden bakan karamsarlar, “Sadece emlak alana oturma izni konusu değil, yabancı yatırımları teşvik konusu da aynı bürokrasinin sonucu. Birileri kendi konumlarını, ayrıcalıklarını koruma uğruna taşların yerinden oynamasını istemiyor” diye yakınıyor.

Sebebi ne olursa olsun Hırvatistan, pek çok AB ülkesinin “bastır parayı, al oturma iznini” kampanyasına mesafeli duruyor. Sokaklarında neredeyse hiç mülteci, göçmen olmayan nadir AB ülkelerinden biri olarak ülkenin “homojen” yapısını bozmamakta kararlılar. “Paralı yabancılar” buna dahil!

Suat Taşpınar, Zagreb

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz sitede görünmeyecek! Zorunlu alanları doldurun: *

HTML kodu kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>