Suat TAŞPINAR Zagreb’den Dünya gazetesi için yazıyor: Zagreb’de havaalanına gitmek için Uber’den çağırdığım taksici Hindistanlı bir göçmen. Burası ne Berlin ne Londra; dünyanın en homojen başkentlerinden biri. Birkaç yıl önce, başı türbanlı Sih bir gencin Zagreb sokaklarında taksicilik yapacağına kimse inanmazdı. Hem de İngilizcenin üstüne, birkaç aylık hızlandırılmış kursla zorlu Hırvatçanın da belini kırmış olarak!
Ön paneldeki kartta adının Ranjit Singh olduğunu okuyorum. Dikiz aynasından bakıp benim esmer halimde yakınlık bulup “Neredensin kardeş?” diye sorunca sohbet başlıyor. Belki Simpson’lardaki bakkal Apu’nun aksanına alışık olduğumdan, galiba pek zorlanmadan anlıyorum!
İnsanların “Hintli” deyip herkesi aynı çuvala koyduklarını, oysa Sihlerin 15. yüzyılda Pencap’ta ortaya çıkan Sihizm dinine bağlı, 30 milyondan ibaret bir topluluk olduğunu, Hindistan nüfusu içinde yüzde 1’i bile zor bulduklarını, katı kast sistemini yıkmak için tüm erkeklerin Singh (aslan), tüm kadınların Kaur (prenses) soyadı taşıdığını, saçlarını hiç kesmeyip türbana (dastar) sardıklarını, bazen havaalanı kontrolünde bunun sorun yarattığını filan gülerek anlatıyor.
Harıl harıl işçi peşindeler
İşin ekonomik boyutuna gelince, kuş uçuşu 5 bin küsur kilometreden gurbete gelişini “başına konan talih kuşu” sayıyor. “Orada da taksiciydim, kazancım ayda 200 euro ediyordu. Burada bin euroyu geçtiği oluyor, duruma göre” diyor. Beş arkadaş bir evi paylaşıyorlar, kazandıkları paranın çoğunu memlekete yolluyorlar ve birkaç sene içinde “yükünü tutup” dönme ve evlenme niyetindeler.
Bir Hırvat gazetesi geçenlerde, Hintliler özelinde “gurbetçi parası” ile dönen ekonomilere dikkat çekiyordu. Türklerin Avrupa’daki maceralarının benzeri, dünya genelinde Hindistan kökenli işçilerle tekrarlanıyor. 1,4 milyar nüfuslu ülkede genç işsizliği yüzde 30’a yakın. Taşrada maaşlar 150–200 euroya tekabül ediyor.
Her yıl 700 bin Hintli iş için yurtdışına gidiyor ve bugün dünya genelinde 18 milyondan fazla Hintli göçmen işçi var. Çoğu Körfez bölgesinde. Memlekete yolladıkları yıllık para 150 milyar doların üzerinde. Vaktiyle buna gülüp geçen Hırvatistan ve Rusya bile bugünlerde harıl harıl Hintli işçi peşinde. Asya’dan gelenlerin daha ılımlı, uyumlu, çalışkan ve gittikleri yere yerleşmeyip ülkelerine dönüş eğilimli oldukları için tercih edildikleri de söylenir ama en önemli etken aslında İngilizce konuşuyor olmaları. Yani iş yine gelip bizim bir arpa boyu yol alamadığımız “dil yaresi”ne dokunuyor.
Arada bir de ormana bakabilsek
2000’lerin hemen başında, Rusya’nın dünyaya entegre olduğu güzel günlerde Davos ile yarış eden St. Petersburg Ekonomik Forumu’ndaydık. O dönem DenizBank Genel Müdürü olan Hakan Ateş ve Rönesans İnşaat’ın kurucu sahibi Erman Ilıcak ile sohbetteydik. Neredeyse çeyrek asır öncesinden bir sohbet. “Rusya ekonomisi büyüyor, nüfus azalıyor. İş gücü açığını sadece dışarıdan getirerek kapatabilir. Türkiye’de genç işsizliği rekor düzeyde. Sosyolojik bir muammam ama Türk-Rus evlilikleri çok uzun ömürlü oluyor, boşanma oranı çok düşük.
Yani biz Türkler ile Rusların kimyası tutuyor. Keşke bugünden Türkiye’de meslek okullarında, üniversitelerde pratik Rusça kursları yaygınlaşsa; iş imkânı yaratamadığımız gençlerin bir bölümü gelecekte Rusya’dan rahatlıkla ekmek yiyebilir” demiştim. Önümüzdeki ağaçlara kafayı vurup dururken, arada bir de ormana bakabilseydik keşke. Rusya bugün bırakın Hindistan’ı, Kuzey Kore’yi, Afrika’da bile işçi arıyor. Biz de gençlerimize iş arıyoruz…
